наружу
dışarı, dış
DIğER
General
Он сидел, глядя из окна наружу.
Pencereden dışarı bakarak oturuyordu.
Она сидела и смотрела из окна наружу.
Pencereden dışarı bakarak oturdu.
Фома просто сидел там, глядя из окна наружу.
Tom sadece pencereden dışarı bakarak orada oturdu.
Не выпускай детей наружу.
Çocukların dışarıya çıkmasına izin verme.
A2 - Temel
наружу
dışarı, dış
предположение
varsayım, farz, niyetlenme (İsim)
определять
belirleme, sınırlandırma (Fiil)
General
General kategorisi